top of page
  • Süheyla Bilgin

İnsan


İnsan, yaratılmışların en yücesi, kendisinden en alçak davranışları dahi bekletir olmuş. Başlarda işler, bu denli sarpa sarmış değildi. Günden güne olmuştur, günden güne alçalmıştır yücelikten. Fakat bu evrimde bir tezatlık yok mu? Gitgide insanlaşmamız gerekmiyor muydu? Günden güne belimizin doğrulması, her geçen gün omurgalarımızın daha da sağlamlaşması, dikleşmesi gerekmiyor muydu? Teoride kabul edileni ve kabul ettirilmek isteneni böyle değil miydi? Hayır, ben kabul etmiyorum evrimi! En azından insanlaşmaevrimini reddediyorum. Her geçen saniye de beni haklılaştırıyor. Bu haklılık, beni keyiflendirmiyor ya da haklı çıkıyor olmaktan dolayı kendimle onur ve gurur duymuyorum, böbürlenmiyorum. Hatta keşke sizin dediğiniz gibi olsaydı, teoride kalmasaydı fikirleriniz. En omurgasızlarımız dahi, zamanın müdahalelerine engel olamayarak birer omurgaya sahip olabilselerdi. Herkes, “safinsanlığa” kavuşmak namına bir şeyler yapsaydı da bu bireysel çalışmaların olumlu neticelerine hep birlikte ulaşabilseydik. Herkes önce kendi insanlığını kazanmalıydı. Hem zaten o zaman insanlık da kurtulmuş olacaktı.

Daha yaşanabilir bir dünya başka türlü kurulamaz



Comments


bottom of page