top of page
  • Nurcan Özküpeli

Anneme...


Tam bir ay oldu bugün seni kaybedeli. Henüz kendime gelemedim. Gittiğin gün o kadar çok şey alıp götürdün ki benden! En iyi arkadaşımı, en iyi dostumu, tek sırdaşımı ve biricik çocuğumu! Yoluma nasıl devam edebileceğimi hiç bilmiyorum. Bundan sonra seninle olduğu gibi dolu dolu kahkaha atabilecek miyim? Bir şey olduğunda, koşup hemen sana anlatabildiğim gibi birine anlatabilecek miyim? Sana baktığım gibi, yine birine bakabilecek miyim? Bilmiyorum.


Çok yorulduk ve çok acı çektik birlikte. Ama hiç yılmadık ikimiz de. Hep, bir gün gerçekten iyileşeceğine dair ümidimiz vardı. Sana bakmak, seninle ilgilenmek, inan bana, hayatımda tek çocuğun olduğum için bir vazifeden çok; bir anından bile sıkılmadığım, bunalmadığım, çok özel bir şeydi. İkimizi birbirimize bağlayan anne-kız ilişkisinden çok öte bir duyguydu.


Hastaneler dile gelse, bizi uzun uzun anlatır. Her ameliyattan sonra, biraz daha kötü giden bir şeyin nefreti sarardı ikimizi de. Odamızda, ikimizin de aslını bilip söylemeden, birbirimize verdiğimiz teselliler, bir süre sonra bizim bile inandığımız küçük beyaz yalanlar... Seni bitmek tükenmek bilmeyen ameliyatlara alırlarken, koridorlarda delice bekleyişler... Gittiğin yönden gelen her kişiye koşmak, heyecandan doktorların hiçbir dediğini anlamamak, defalarca defalarca sormak...


Küçüklüğümden beri, beni en çok kahreden, zar zor yürüyebilmenden, hiç yürüyememene doğru geçen süreç. O süreçte olamayan, gerçekleşemeyen, nice anılarım var. Hayallerimde, okuldan geliyorum, benim için mis gibi kokan kekler, börekler yapmışsın, ben onları keyifle yerken hep beni seyrediyorsun. Ya da, iş çıkışı seninle bir yerde buluşup kahve içmemiz, alışveriş yapmamız gibi... Büyüdükçe, hayallerimin de yaşı büyüyor. Evlenmişim, seni arayıp, 'Ben geliyorum, sen çay yap anneciğim. Bir de zahmet olmazsa, o nefis tarçınlı kekini de yapıver çok özledim. Ben de börek yaptım, yarım saate kadar sendeyim' diyebilmenin paha biçilemez değeri. Hiç olmadı bunlar. Hiç gerçekleşmedi. Bunu yaşamayanlar gerçekten nasıl bir hazineye sahip olduklarını bilmeyen ve anlamayanlar benim gözümde. İnsan başına gelmeyen bir şeyi nasıl bilebilir ve anlayabilir ki? Hep imrendim onlara. Ama imrendim sadece. Hiç kıskanmadım.


Ama, hangi duygum eksik kalmışsa kalsın, hayallerimin hiçbiri de gerçekleşmemişse gerçekleşmesin, senin yokluğunun verdiği ızdırabı veremezler bana. 'Sadece yaz, hikayelerinde benden de izler olacak merak etme' derdin. Yazıyorum işte. Ve evet, hep senden izler var. Çünkü hayatımın her kesitinde, her anında sen vardın. Sonsuza kadar da hep olacaksın.




Comments


bottom of page