top of page
  • Muhsin Atagül

Yıllar Yılı

"...Olmaktan en korktuğum yerdeyim. Yazmaktan en korktuğum satırların yazarıyım. Oynamak istemediğim oyunların hepsinde başrolünde oynadım. "-Ben oyuncu değilim. Oynamayı bilmem, bırakın beni gideyim!" de diyemedim. Onlar da bırakmadılar. Kötü oynuyor olmam da kimsenin umurunda değildi. Ne pahasına olursa olsun çıkaracaklardı beni o sahneye. Sayısızyüzünüilkdefagördüğümadamlara alay konusu yapacaklardı beni, kararlıydılar. Ben de kararlıydım. Ama güçsüzdüm, yetkisizdim, isteksizdim, yetersiz, beceriksiz ve hevessiz ve umutsuz ve mecburdum. Hiçbir şeye mecbur değildim. Anlatamadım. Bana mecburlardı. Sanki yazar hayatımı önceden gözetleyen, iç sesimle ahbap olan biriydi. Yıllarca içimde saklamışım da bir gün içimde saklamaktan vazgeçince, özgürlüğüne kavuşunca tüm kin ve nefretinin hesabını sormak için tezgahlamıştı bu tiyatro sahnesini. Biriktirdiği tüm kötü duygularını bir anda eyleme dönüştürme planları kurmuştu senelerce. Tüm korkularım birer birer karşıma dikilivermişti. "-Yüzleşmek istemiyorum!" demeye yeltendiysem de duymazdan geldiler. Yazmaya çalıştım, okumadılar. Yardım istedim. Tüm kapılar yüzüme bir daha açılmamak üzere, hepsi birden kapandı. Teker teker kapatacak olsalardı muhakkak birinden birine kavuşabilirdim. Henüz kapatmadan önce kolumu, sonra tüm vücudumu tüm gücümle içeri bırakırdım. Fırsat vermediler. Ağız birliği yapmışçasına benden kaçıyorlardı. Adımın geçtiği yer, sessizliğe bürünüyordu. Sesimin yankısı henüz devam ederken bir soğukluk kaplıyordu her yeri. Herkesin yüzü beş karış düşüyordu aşağı. "Neden?" diye de soramıyordum. Korkuyordum. Bir gün tüm bu anlar için dahi olsa ismimi unutmalarından, hayatlarında Oğuz diye birini tanımamış olma mutluluğuna eriştirmek istemiyordum kimseyi. Beni yaşamak zorundalardı..."



Comments


bottom of page